Döşektir misafire yüzü, Saraydır misafire gönlü Cevherdir her bir sözü. Böyledir Türkmenin özü. Yaşadıkları coğrafya farklı olsa da, misafire karşı hürmetin aynı olmasını kolaylıkla fark edersiniz Türkmen kültüründe. Misafir olduğunuzda bir Türkmen evine, erleri karşılar sizi tüm samimiyetiyle. Oturturlar sizi odalarının veya çadırlarının başköşesine. O kadar samimiyet vardır ki zannedersiniz o an her şey size odaklanmıştır. Böyle düşünmekte de son derece haklısınız; zaten o ortamda o an her şey size odaklanmıştır. Selamlaşma faslı bittikten sonra, muhabbete dalarsınız ortamda bulunanlarla. İçerde sıcak muhabbet sürerken dışarıda ise Türkmen kadını, sıcak ocağında kendi maneviyatından da bir güzellik katar o pişen yemeğe. Bu katılan güzellik: “Yenilen yerde bereket olur” sözünün, kişinin benimseyerek yaşamında uygulamasına en güzel örnektir. Hiçbir zaman “Nereden çıkıp geldi bu kadar insan” demezler. Aksine “Gelen Hoş geldi, Sefa getirdi” deyip hürmette kusur etmezler. Ve samimiyetleri ile adeta döşek ederler yüzlerini; Saray ederler gönüllerini misafire, Türkmenler. Hürmet esnasında, hiç kimsenin hissetmediği birde eğitim verilir. Bu eğitim Dedem Korkutun, Feriz Beylerin otağında ki geleneğin devamıdır. Bu eğitim kültürel mirasın dünden yarına aktarılmasıdır. Aşın piştiği ocağın başında Türkmen kadınının, Türkmen kızına; Muhabbet ocağında ise Türkmen erinin, Türkmen gencine devrettiği erkândır. Hele bir de o misafir gönül olarak hoş bir âdemoğlu ise, o zaman muhabbetleri daha farklı olur. Nasıl ki; elması ancak elmastan daha sert bir malzeme keser ise. Bu toplumda olanların da gönlü, kendisinden daha güzele rastladığı vakit: Muhabbetleri, Yunus’un balı yağa katmasına dönüşür. Aslında misafire hürmet, bu toplumun sadece bu gün veya dün gerçekleştirmiş olduğu bir durum değildir. Bu, asırlardır farklı coğrafyalarda gâhî konup, gâhî göçüp; en sonunda Anadolu’ya yerleşmiş olan Türkmenlerin, kültürel miraslarındaki zenginliklerden sadece biridir. Buraya kadar yazımızı okuyanlar, Sanmasınlar ki “Türkmen Milliyetçiliği yapıyoruz.” Bizler 72 millete bir gözle bakanlardanız; lakin bu kültüründe hakkını vermek isteyenlerdeniz. Bu güzelim kültür üzerine yazdığımız bir tezimiz veya kitabımız yok; ancak bu kültür deryasından, çoraklaşmış gönüllere bir damla da olsa su yetiştirmeye niyet etmiş yürekleriz.
sağol.eline-diline, beynine-gönlüne sağlık...
BİR KEZ GÖNÜL YIKTIN İSE
Bir kez gönül yıktın ise,
Bu kıldığın namaz değil.
Yetmiş iki millet dahi,
Elin,yüzün yumaz değil.
Ne erenlergeldi geçti,
Bunlar yurdu kaldı göçtü.
Pervaz urup Hakk'a uçtu,
Hüma kuşudur kaz değil.
Yol odur ki;doğru vara,
Göz odur ki;Hakk'ı göre,
Er odur ki;alçak dura,
Yüceden bakan göz değil.
Erden sana nazar ola,
İçin dışın pür nur ola,
Beli kurtulmuştan ola,
Şol kişi kim gammaz değil.
Doğru yola gittin ise,
Er eteğin tuttun ise,
Bir hayır da ettin ise,
Birine bindir az değil.
Yunus bu sözleri çatar,
Sanki balı yağa katar,
Halka meta'ların satar,
Yükü gevherdir,tuz değil.
YUNUS EMRE
cok tesekkurler sana